İçerik Açığı Nasıl Tespit Edilir?
Bir içerik planı hazırlarken en sık sorulan soru, hangi konuları yazacağınız üzerinedir. Bu soru yerinde ve gereklidir. Ancak bir önceki soruyu atladığınızda — hangi konuları okuyucunun aradığı ama sitenizde bulamadığı — plan her ne kadar dolu görünse de boşluklarla örülü olabilir.
İçerik açığı, sahip olduğunuz içerikle karşılanmayan arama talepleri arasındaki mesafeyi tanımlar. Bu mesafe bazen net bir konu eksikliğidir: yazılmamış bir başlık, hiç ele alınmamış bir alt soru. Bazen daha ince bir şeydir: var olan bir yazının yüzeysel kaldığı, derinleşmesi gereken bir bölüm. Her iki durumda da mesafeyi görmek, doğru içerik kararı vermenin önündedir.
İçerik açığı rakibin yaptığını değil, okuyucunun aradığını gösterir
İçerik açığı analizi denince akla gelen ilk yöntem rakip içerik karşılaştırmasıdır. Rakibin hangi konuları işlediğine bakıp sizin yazmadığınız başlıkları çıkarmak hızlı bir tablo oluşturur. Bu tablo bazen gerçek açıkları da gösterir; ancak tutarlı biçimde doğru sonuç vermez.
Rakibin yazmış olması, bir konunun aranıyor olduğunu kanıtlamaz. Rakip de tahminle, editoryal bir tercihle ya da içerik hacmi hedefiyle o konuyu işlemiş olabilir. Dolayısıyla rakip listesinden üretilen bir içerik programı gerçek talebi değil, başka bir sitenin tercihlerini takip eder.
İçerik açığının doğru referans noktası okuyucunun arama davranışıdır. Bir kişi bir sorgu yazdığında ve sonuçlar arasında tatmin edici bir yanıt bulamadığında, o sorgu bir açığı işaret eder. Rakibin bu sorguyu ele alıp almadığı ayrı bir değerlendirmedir; önce talebin varlığını doğrulamak gerekir.
Rakip içerik analizi açıkları bulmak için tek başına yetersiz kalabilir
Rakip analizi içerik açığı sürecinde tamamen dışarıda bırakılmamalıdır. Hangi konuların işlendiğini görmek, hangi alanlarda yoğunlaşıldığını anlamak ve rakibin atladığı konuları fark etmek açısından değerlidir. Ancak sınırı doğru çizmek gerekir.
Rakip analizi, varolan içerik alanını haritalamak için kullanılır; talebi doğrulamak için değil. Rakip bir konuyu ele almamışsa, o konunun aranmadığı anlamına gelmez. Ele almışsa, o konunun değerli olduğu anlamına da gelmez. Bu yüzden rakip içerik listesi tek başına içerik açığı kaynağı olarak değil, arama verisiyle birlikte yorumlanan bir girdi olarak kullanılmalıdır.
Rakibin ele almadığı bir konuyu bulduğunuzda, ilk soru şu olmalıdır: Bu konu gerçekten aranıyor mu? Arama hacmi yoksa, konu özgün olsa bile bir içerik açığını kapattığı söylenemez. Trafik potansiyeli taşıyan, rakibin de atladığı bir konu ise gerçek bir fırsatı işaret eder.
Arama sorguları içerik açığını doğrudan işaret eder
Arama verisi içerik açığı tespitinin en doğrudan kaynağıdır. Bunun için her zaman karmaşık araçlara gerek olmaz. Arama motoru öneri sistemi — bir sorgu yazıldığında otomatik olarak beliren tamamlamalar — aktif arama kalıplarını yansıtır. Bu öneriler, insanların gerçekte ne aradığının anlık bir yansımasıdır.
"İnsanlar aynı zamanda soruyor" bölümleri de benzer işleve sahiptir. Bir sorguyla ilişkili ek soruları sıralayan bu bölüm, okuyucunun aynı konuda hangi yönlere gittiğini gösterir. Mevcut içerik bu soruları karşılamıyorsa, içerik açığı görünür hale gelmiş demektir. Arama niyetini anlamak, bu sorguların arkasındaki gerçek beklentiyi okumak açısından da belirleyicidir.
Uzun kuyruklu sorgular özellikle açık tespiti için verimlidir. Genel ve rekabetli sorgular kalabalık bir alana bırakır; daha spesifik sorgular ise çoğunlukla yeterince ele alınmamış talepleri işaret eder. Yardımcı anahtar kelimeleri bulmak, bu tür spesifik sorguları sistematik biçimde taramayı kolaylaştırır; aynı zamanda ana hedefin etrafındaki ince talepler de bu süreçte görünür hale gelir.
Mevcut içerik envanteri hangi talebin karşılanmadığını ortaya çıkarır
İçerik açığı tespiti yalnızca dışarıya değil içeriye bakmayı da gerektirir. Mevcut yazıların envanterini çıkarmak — hangi konuların işlendiği, hangi sorguların hedeflendiği — boş kalan alanları görmek için temel bir adımdır.
Envanter yaparken her yazıyı "hangi soruya yanıt veriyor?" çerçevesinde değerlendirmek işe yarar. Bazı yazılar benzer soruları tekrar ediyor olabilir; bazı sorular ise hiçbir yazıda karşılık bulmamış olabilir. İkinci grup içerik açığını tanımlar. İçerik planı yaparken bu envanteri görünür tutmak, hem tekrarı hem de açıkları önlemenin en pratik yoludur.
Arama niyeti düzeyinde de envanter yapmak faydalıdır. Bilgilendirici sorgular, karşılaştırmalı sorgular, pratik uygulama sorguları — bu kategorilerin hangisinde içerik yoğunlaştığı, hangisinde zayıf kaldığı, sistematik bir boşluk olup olmadığını ortaya koyar. Tüm yazılar "ne yapılır" türündeki sorulara yöneliyorsa ve "neden yapılır" ya da "ne zaman yapılmaz" türündeki sorgular karşılanmıyorsa, bu yalnızca bir konu eksikliği değil, kapsam yönü sorunudur.
Her açık aynı önceliği taşımaz
Arama verisi ve envanter analizi bir araya geldiğinde genellikle birden fazla açık ortaya çıkar. Bunların hepsini eşit öneme sahip olarak ele almak, kaynakları yanlış dağıtmak anlamına gelir.
Öncelik belirlemek için birkaç kriter işe yarar. Trafik potansiyeli talebin büyüklüğünü gösterir; ancak bu tek kriter değildir. Konunun sitenin genel temasıyla örtüşmesi — konu uyumu — o açığın değerini belirler. Üretim maliyeti de hesaba katılmalıdır: bazı açıklar kısa bir eklemeyle kapatılabilirken, bazıları kapsamlı bir içerik üretimi gerektirir.
Konu önceliği belirlerken rekabet düzeyine de bakmak gerekir. Küçük ama spesifik bir açık, zaman zaman büyük ve kalabalık bir alandan daha değerli olabilir. Rekabeti düşük, talebi net, konu uyumu yüksek bir sorgu; rekabeti yüksek ve genel bir alandan önce ele alınmayı hak eder. Öncelik sırası olmadan oluşturulan bir içerik açığı listesi, pratikte işlevsiz kalan uzun bir tabloya dönüşür.
Açığı kapamak her zaman yeni bir yazı yazmak demek değildir
İçerik açığı tespit edildiğinde ilk refleks yeni içerik üretmek olur. Ancak her açık yeni bir URL açılmasını gerektirmez.
Bazen mevcut bir yazıya yeni bir bölüm eklemek yeterlidir. Bir sorgu, zaten işlenmiş bir konunun alt boyutunu soruyorsa, o yazının kapsamını genişletmek yeni bir sayfa oluşturmaktan daha doğru olabilir. Hem varolan içeriğin otoritesi korunur hem de gereksiz URL maliyetinden kaçınılır. Semantik kapsamı genişletmek, bu gibi durumlarda yeni içerik yazmaktan çok daha verimli bir çözüm sunar.
Bazı açıklar ise içerik yapısıyla değil, derinlik sorunuyla ilgilidir. Bir konuyu yüzeysel işleyen bir yazı, arama niyetinin beklentisini karşılamıyor olabilir. Bu durumda yeni bir yazı değil, mevcut yazının genişletilmesi ve yeniden yapılandırılması önce gelir. İçerik briefi hazırlarken bu tür genişletme kararlarını da sürece dahil etmek, sonraki üretim adımlarını daha verimli kılar.
İçerik açığı tespiti, içerik planlamasının en kolay ertelenen adımlarından biridir. Konu üretmek pratik ve hızlıdır; hangi konuların gerçek bir talebi karşılamadığını bulmak ise daha dikkatli bir bakış gerektirir. Arama sorguları, mevcut envanter ve öncelik değerlendirmesi bir araya geldiğinde, boş kalan alanlar net biçimde görünür hale gelir.
Açığı bulmak karar gerektiren bir başlangıç noktasıdır. Talebin büyüklüğü, konu uyumu ve mevcut içeriğin genişletilip genişletilemeyeceği bu kararı belirleyen unsurlardır. Açığı doğru tespit etmek, doğru içerik kararı vermenin ön koşuludur.